top of page
Ruhsal Canlılık Üzerine
Yaşamla kurduğumuz temasın canlılığı, insan ruhsallığına dair önemli meselelerden biridir. Hissedebilmek, isteyebilmek, bir başkasına ihtiyaç duyabilmek, insanlarla ve diğer canlılarla yakınlaşabilmek, öfkelenebilmek, kaybetmek ve kaybedilenin yasını tutabilmek; yani yaşama dair tüm bu duygu ve deneyimlerden etkilenmeye açık olabilmek, ruhsal açıdan canlı bir yaşamın çeşitli halleri olarak düşünülebilir. Ancak insanın yaşamdaki deneyimlere dair bu açıklığı her koşulda sürdüre
Pelin Ulutaşlı
13 Eyl6 dakikada okunur
İnsanın 'Özne' Olma Yolculuğu
Bir önceki yazıda (Bir Hayalden Kendimize Doğru), insanın kendisi olmaya nasıl başladığını düşünürken, bebeğin dünyaya doğru ilk yönelimlerinden ve kendiliğin bir başkasının zihninde nasıl şekillenmeye başladığından söz etmiştik. Buradan hareketle, yine en erken ilişkilerden başlayarak başka bir sorunun izi sürülebilir: İnsan kendisini bir özne olarak, yani yalnızca başına bir şeyler gelen biri olarak değil, kendi hareketlerinin, yönelimlerinin ve girişimlerinin kaynağı olan
Pelin Ulutaşlı
13 Eyl6 dakikada okunur
Bir Hayalden Kendimize Doğru
İnsanın kendisi olmaya, kendisini bir özne olarak deneyimlemeye ne zaman başladığını söylemek kolay değildir. Benlik bir anda ortaya çıkmaz; zaman içinde, ilişkiler ve deneyimler içerisinde yavaş yavaş şekillenir. Ancak bunun ilk izlerini, henüz sözcüklerin olmadığı zamanlarda, bebeğin dünyayla kurduğu en erken ilişkilerde arayabiliriz. Dünyaya Doğru İlk Hareketler Bebeğin onu doyuran memeyle (ya da biberonla) kurduğu ilişki, bu erken yönelimlerin en görünür örneklerinden bir
Pelin Ulutaşlı
30 Ağu5 dakikada okunur
Ergenlik: Ayrışmak ve Büyümek
Ergenlik dönemi, bilinen çocukluğa yavaş yavaş veda edilirken henüz bilinmeyen ancak yaklaşmakta olan yetişkinliğe doğru adım atılan bir dönemdir. Bu geçiş pek çok ayrılığı, çatışmayı ve mücadeleyi beraberinde getirebilir. Gencin bir yanında artık geride kalmaya başlayan çocukluğu, diğer yanında ise yeni olasılıklar ve deneyimlerle dolu bir geleceğe doğru uzanan yol vardır. “Gelecek” denildiğinde bu dönemde akla çoğunlukla üniversite ve meslek seçimleri gelse de, gencin asıl
Pelin Ulutaşlı
27 Ağu3 dakikada okunur
Psikodinamik Psikoterapiye Dair
Terapi odasının kapısı çoğu zaman bir yakınma ile aralanır: Kaygı, depresyon, ilişkisel zorluklar, okul ya da iş hayatına uyum problemleri, vb… Danışanı terapiye getiren genellikle somut bir yakınma vardır ve bazı yakınmalar belirgin bir aciliyet hissi de taşır. Bazı durumlarda terapötik çalışmanın önceliği, bu yakınmayı düzenlemek ve işlevselliği yeniden kurmak olur. Özellikle çocuk ve ergenlerle yürütülen süreçlerde (ve kimi zaman yetişkinlerle yapılan bazı çalışmalarda da)
Pelin Ulutaşlı
20 Şub3 dakikada okunur
Psikoterapide Çerçevenin Düzenleyici Rolü
Psikoterapide, özellikle psikanalitik ve psikodinamik yaklaşımlarda önemli bir yeri olan “çerçeve” adlı bir kavram vardır. Bu kavram, görüşmelerin günü ve saati, süresi, terapistin rolü, terapist-danışan ilişkisinin sınırları ve odanın fiziksel düzeni gibi, sürecin düzenini tanımlayan unsurları içerir. Dışarıdan bakıldığında çerçevenin yalnızca belli kuralları ve sınırları belirlemek için var olduğu düşünülebilir. Bu kısmen doğru olsa da, çerçeve psikoterapi sürecinde çok dah
Pelin Ulutaşlı
23 Eyl 20253 dakikada okunur
Ruhsal Travma: Anlamak, Anlatmak ve Yeniden Anlamlandırmak
Bir yaşantının travmatik etkisini yalnızca yaşanan olayın niteliği belirlemez; kişinin o olayı ruhsal olarak nasıl yaşadığı ve yaşananın sonrasında iç dünyasında nasıl bir yer edindiği de önemlidir. Özellikle cinsel taciz ve istismar gibi kişinin bedensel ve ruhsal sınırlarının ihlal edildiği yaşantılarda, kişinin o sırada kendisini ne kadar çaresiz hissettiği, kendisini koruyabilmek için neler yapabildiği, yaşananın kimden geldiği ve sonrasında yaşadıklarının çevresindeki in
Pelin Ulutaşlı
30 Ağu 20258 dakikada okunur
bottom of page